Ara

Kendimizi Sandığımız Kadar Tanımıyor Olmamızın 4 Nedeni

Kendimizi sandığımız kadar iyi bilmememizin birkaç nedeni vardır. İşte sadece dört tanesi:

Aktör-Gözlemci Önyargısı


Bir şeyleri neden yaptığımızı kendimize veya bir başkasına açıklarken, durumu durumsal faktörlere yükleme eğiliminde oluruz. Örneğin, bir konuda başarısız olduğumuzda, "sorular her zamankinden daha zordu", "park ederken gözüme güneş girdi, kaldırımı göremedim", "bu pirinç kötü çıktı, pilav lapa oldu" gibi. Bu durumda aktör durum olmuştur, biz de sadece o durumun gözlemci mağduru.


Benzer bir şekilde durumu başkalarına atfetme eğiliminde olduğumuzda da benzer önyargıdan bahsedilir. Yine benzer örnekler üzerinden gidelim, "sınıfta sürekli hapşıran biri vardı tüm dikkatimi dağıttı", "tam park ederken adamın biri arabanın arkasına atladı, ondan oldu", "sana bu pirinçten alma demiştim" gibi. Bu durumda da aktör başkası olmuştur biz de durumun yine gözlemci mağduru.


Öte yandan, bizi izleyenler da, eğilimsel atıflar yapmaya eğilimlidirler. Örneğin eylemlerimiz için - "O tembel biri", "O beceriksizin teki", "Kötü bir aşçı" vb. Sonuç olarak, biz durumu ya da başka birini suçlama eğilimindeyiz, diğerleri ise bizi suçluma eğilimdedirler.


Peki, nasıl daha iyi bir öz kavrayış elde edilir: Eylemlerimiz ve sonuçlarından hem kendimizin hem de durumun sorumlu olduğunu ve başkalarının algısının da bizi suçlamaya meyilli olduğunu anlamalıyız.


Kendini Koruma Ön Yargısı ve Akılcılık


Diğerlerinden daha iyi, daha güçlü veya daha zeki olduğumuza inanmak çok insani bir eğilimdir. Sonuçta, insanların yüzde 90'ı zeka ve iletişim becerilerinde “ortalamanın üzerinde” olduklarına inanıyor. Başarısız olduğumuzda, rasyonelleştirerek ve bahaneler üreterek öz saygımızı koruruz. Ancak bunu yaparken, kendimizi geliştirmemize izin verecek iç görü kazanmakta da başarısız oluyoruz.


Nasıl daha iyi iç görü elde edilir: Bu birçok insan için zordur, ancak kendimize karşı dürüst ve samimi olmayı gerektirir. Hataların üstesinden gelmek cesaret ister, ancak uzun vadede daha iyi, daha güçlü insanlar oluruz. Bu tür bir cesaret ve dürüstlük, karakteri oluşturan şeydir.


Perspektif Eksikliği


Kendini daha iyi anlamak için başkalarının dürüst fikirlerini istemek ve fikirlerini doğrulamak önemlidir. Kendimizi başkalarının bizi gördüğü gibi görmek, davranış kalıplarımızın başkalarını nasıl etkilediğini anlamak için iyi bir geri bildirimdir.


Örneğin, kuruluşlar bir bireyin performansını iyileştirmek ve liderliği geliştirmek için genellikle "360 derece" geri bildirime güvenir. Bu, çevrenizdekilerden - üstler, astlar, eş düzeyler - değerlendirmeler almayı içerir. Bu, başkalarının bizi nasıl gördüğünü anlamaya yardımcı olur.


Mesela, iş arkadaşlarınız "uzak" olduğunuzu söylüyorsa, bu utangaçlığınız veya içe dönüklüğünüz olabilir ve başkalarının eylemlerinizi nasıl yorumladığına dair bu geri bildirim, kendi iç görü kazanmanıza yardımcı olabilir. Fakat bu değerlendirmelerde de fikirleri farklı kişilerden doğrulamak önemlidir çünkü insanlar zaman zaman kendi eksik yanlarını başkalarına yansıtma eğilimindedirler.


Büyülü Düşünce


Büyülü düşünme, bir olay - örneğin gerçekleştirdiğimiz bazı davranışlar - ve ilgisiz bir sonuç arasında ilişki kurduğumuz zamandır. Bazı örnekler batıl inançlı davranışlar, totemler gibi inançlardır. Büyülü düşünceyle ilgili sorun, eylemlerimizin bizden ya da çevremizden kaynaklanmak yerine sihirli güçten kaynaklandığına inanabilmemizdir. Bir şeyleri açıklamak için büyülü düşünceye güvenmek, kendini kandırmaya ve öz-içgörü eksikliğine yol açar.


Sonuç Olarak


Eylemlerimizin sonuçlarından hem kendimizin hem de durumun sorumlu olabileceğini anlamak, olaylara daha rasyonel bakmak bize daha derin iç görüler kazandıracaktır.


Ömür AYDIN - PCC Sertifikalı Profesyonel Koç ve Yazar

Kitap: https://www.dr.com.tr/ekitap/tukendik

https://www.idefix.com/ekitap/tukendik

https://www.kobo.com/tr/tr/ebook/tukendik

E-Posta: info@omuraydin.com

Instagram: https://www.instagram.com/pcc.omur.aydin/

Linkedin: https://www.linkedin.com/in/omuraydin/

73 görüntüleme